23 Kasım 2009 Pazartesi
Nico resmen Mercedes GP'de

21 Kasım 2009 Cumartesi
Sakızlı Muhallebi
YİĞİTER ULUĞ'NUN ACETO BALSAMICO'DAKİ 21 KASIM 2009 YAZISIDIR
Sene 1993 ya da 1994 olmalı. Galatasaray basketbol takımının başında Aydan Siyavuş var. Kadro iyi ama bir türlü doğru kimya tutturamıyorlar, yabancıların biri gelip, biri gidiyor. Ligin ilk yarısında Fenerbahçe’yi yenerek taraftarlarını umutlandıran ve üst sıralara tutunabileceği mesajını veren Sarı-Kırmızılılar, ikinci yarıyla birlikte orta sıralarda yer alan Yıldırımspor ve Oyak Renault gibi takımlar önünde yenilgiye uğrayarak, serbest düşüşe geçiyor. Ve bu şartlar altında, Fenerbahçe ile oynanacak rövanş gelip çatıyor. Siyavuş, yakın çevresine “Bu maçı da kaybedersek beni kovarlar” diye fısıldıyor.
Fenerbahçe maçı kaybediliyor. Hem de çok farklı… Maçtan sonraki Pazartesi günü şubenin yöneticisi Faruk Süren, koç Siyavuş’a telefon ediyor: “Öğleden sonra benim ofisime bir uğrasana.”
Emektar antrenör, karısına, dostlarına durumu anlatıyor, “Buraya kadarmış” diyor ve Süren’in Fındıklı’daki ofisinin yolunu tutuyor. Tahmininin aksine, güleryüzle karşılıyor onu Süren… Dereden tepeden konuşuyorlar, laf bir türlü basketbola ve takımın durumuna gelmiyor. Sonunda Siyavuş, ayağa kalkıyor: “Faruk Bey, ben izninizi istemek durumundayım, Florya’ya, antrenmana yetişmem lazım.”
Süren sekreterini çağırıyor ve “Hani Aydan Beye bir şey ayırmıştık, onu getirsene buzdolabından kızım” diyor. Siyavuş şaşkın, tecrübeli yönetici geniş bir gülümsemeyle açıklıyor: “Geçen gün sakızlı muhallebi getirmişler, çok güzeldi. Yerken senin de kulaklarını çınlattık. Baban çok severdi, sen de seversin diye düşündüm ve bir tane ayırdım.”
Rahmetli Siyavuş bu öyküyü anlatırken, oracıkta telaşla kaşıkladığı sakızlı muhallebiden hiçbir tat alamadığını, o gün yaşadığının, gerçek bir sevgi gösterisi mi, yoksa Süren’e özgü ilginç bir uyarı biçimi mi olduğunu, asla anlayamadığını söylemişti.
Muhtemelen aynı Süren, 1996 yılında Fatih Terim yönetimindeki futbol takımı sezona kötü girip, Fenerbahçe’ye 4-0 mağlup olduğunda da teknik direktörüyle karşılıklı oturup birer tatlı yemiştir. Sonraki dört yılda neler olduğunu hepiniz biliyorsunuz.
Galatasaray böyle bir kulüptü bir zamanlar…
Çok değil, sadece 15 yılı geride bıraktık ve yönetici profili bir anda değişti. Bugün devre arasında bayan basketbol takımının soyunma odasına inip, “Bu maçı alamazsanız…” diye başladığı cümleyi sinkaflarla bitirenler, protokol tribününden kendi sporcusuna sövenler oturuyor o koltuklarda…
Koray Mincinozlu ve Okan Çevik’i yıllardır tanırım. Spor kültürünü de, hayat bilgisini de Mektebi Sultani’de edinmiş, zeki ve iyi eğitimli adamlardır. Neyin ne olduğunu, nereye varacağını gayet iyi hesaplayacak analiz yeteneğine sahiptir ikisi de… Cemal Nalga olayında başvurulan cinliklerin, hinoğluhinliklerin aslında kimseye bir şey kazandırmadığını, bunun mankafalıktan başka bir şey olmadığını sizin, benim kadar bilirler.
Ortada bir akıl tutulması olduğu kesin…
Ama bir de şöyle düşünün: Hazırlık maçlarındaki yenilgilerden sonra bile işinizden olabileceğinizi düşünecek kadar baskı altındaysanız… Oyuncularınızın uluorta küfür yemesini istemiyorsanız… Başkalarının önünde hakaret işitmek, bu yaştan sonra ağırınıza gidiyorsa… Ve her şeye rağmen, hayatın merhametsiz mengenesi sizi avucuna almışsa… Çoluk çocuk varsa ve evde ekmek bekliyorsa…
Aklınız tutulabilir.
Bunun nasıl bir şey olduğunu en iyi bilen kişi Murat Özyer’dir.
Tıpkı Okan Çevik gibi aynı sıralardan yetişmiş olan, Galatasaray basketbol takımı koçluğundaki ikinci yılında takıma Avrupa’da yarı final oynattıktan sonra başarısız sayılan ve yerine antrenör aranan, bulunamayınca “Sen bizim evladımızsın” ayağıyla yine takımın başına geçirilen, ardından, o sezonun ortasında fol yok, yumurta yokken, son derece saygısızca kapının önüne koyuverilen Murat Özyer…
Profesyonelleri akıl tutulmasının eşiğine getiren hoyratlık ve baskı ile onları kupalara götüren özgür ortam arasında dağlar yok aslında…
Yalnızca bir kase sakızlı muhallebi var.
YİĞİTER ULUĞ
20 Kasım 2009 Cuma
Cemal Daha Doğmamışken, Jenkins Vardı

18 Kasım 2009 Çarşamba
Arshavin Arsenal taraftarlarını kızdıracak

Takımlarına olan bağlıkları, tutkuları, verdikleri büyük destek ve elbette özellikle kop tribünden başlarayrak yayılan asla yalnız yürümeyeceksin tezahüratı, sadece lıverpool taraftarlarını değil tüm futbolseverlin tüylerini diken diken yapmaya yeter.
Tüm dünyadanın saygı duyduğu lıverpool taraftarlarına bu kez de arsenalli bir isimden rus Andrey Arshavin'den övgü geldi.
Liverpool'un resmi sitesinde yer alan haberde, "Arsenalliler, taraftarlığın nasıl yapılacağını öğrenmeli. Özellikle Liverpool taraftarını örnek almalı" ifadesini kullandı
17 Kasım 2009 Salı
Nachbar "Türkiye'de çılgın günler yaşanıyor"
Efes Pilsen'in Sloven yıldızı Boštjan Nachbar Beko basketbol liginde son zamanlarda oldukça çılgın günler geçtiğini söyledi.Kendine ait Twitter hesabından açıklamada bulunan Nachbar " Son zamanlarda Türkiye basketbol liginde oldukça çılgın maçlar oynanıyor. Taraftarlar çıldırmış durumdalar. Büyük problemlere yol açıyorlar. Ancak bu benim için sorun değil. Kimse yaralanmadığı sürece, ben vahşi taraftarları severim. " ifadesini kullandı.
Van Persie'ye alternatif Tıp
Hollanda'nın İtalya ile oynadığı özel karşılaşmada ayak bileği bağları kopan Van Persie sahalardan 6 hafta uzak kalacak.Bu süre zarfında tedavisine hemen başlanan yıldız oyuncu, bir yandan da tedavi sürecini hızlandırmak için alnternatif tıp yöntemleri üzerinde duruyor.
Hollandalı yıldız bir an önce sahalara dönebilmek için Sırbistan'da "plasenta" tedavisine gidiyor.Konu hakkında konuşan Van Persie, " Sıra dışı bir yöntem deneyeceğim. PSV'li Danko Lazovic'i tedavi eden kadın doktorun yanına gideceğim. Plasenta kullanarak bir masaj yaptığını biliyorum. Arsenal'in fizyoterapistleriyle de görüştüm ve bu yolu deneyeceğim" dedi.
Bakalım Van Persie alternatif tıpta aradığını bulabilecek mi
16 Kasım 2009 Pazartesi
Mercedes Brawn GP'yi satın aldı

Daimler AG'nin elindeki yüzde 40 oranındaki Mclaren hissesinin 2 sene içinde Mclaren tarafından geri alınacağını kaydeden Zetsche, Mclaren ile birlikteliklerinin daha uzun yıllar devam etmesini istediklerini ifade etti.
Maskeli adam artık yok (RIP De Nigris)
Son zamanlarda futbolculardan gelen kötü haberlere bir yenisi daha eklendi. Enke'nin intiharı ile sarsılan futbol dünyası, De Nigris'in hayata gözlerini yummasıyla adeta sok yaşadı.Gaziantepspor, Ankaragücü ve Ankaraspor'un eski futbolcusu Antonio De Nigris, dün geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 31 yaşındaki De Nigris, son olarak Tümer Metin'le de takımdaş olduğu Yunanistan'ın Larissa ekibinde oynuyordu.
Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Kurul Başkanı ve Eğitimden Sorumlu Üyesi Ufuk Özerten, De Nigris'le önemli açıklamalarda bulundu.
Özerten, Meksikalı futbolcunun rahatsızlığının doktor raporlarıyla kendilerine daha önce bildirildiğini ve De Nigris'in Türkiye'de futbol oynamasının yasaklandığını söyledi.
De Nigris evli ve 5 yaşında bir kız çocuğu babasıydı.
15 Kasım 2009 Pazar
Huntelaar, Beckham'ı bekliyor

Milan'nın Hollandalı golcüsü Klaas-Jan Huntelaar, İngiliz yıldız David Beckham'ın Milan kadrosuna katılmasından oldukça memnun olduğu ifade etti. Datasport'a konuşan 26 yaşındaki forvet, "Beckham'ın gelişi mükemmel olacak çünkü kendisi forvet oyuncuları için bulunmaz bir nimet" dedi. Eski Real Madridli oyuncu, bu sezon sadece bir kere ağları havalandırırken, kulislerde Tottenham Hotspur'a gideceği söylentileri dolaşıyor.
14 Kasım 2009 Cumartesi
Lucescu "Türk olsun" dedi

A Milli takımın hocası TÜrk mü olsun yabancı mı olsun, tartışmalarına bir yorumda Mircea Lucescu'dan geldi
Şenol Güneş ve Fatih Terim örneklerini veren Mircea Lucescu, A Milli Futbol Takımı'nın başına geçmesi için yabancı bir çalıştırıcı aranmasına gerek olmadığını ifade etti.
''Türk Milli Takımı için Türk mü yoksa yabancı teknik direktör mü daha iyi olur?'' sorusunu cevaplandıran Mircea Lucescu, ''Türkiye Şenol Güneş ile dünya üçüncüsü, Fatih Terim ile Avrupa üçüncüsü oldu. Türk çalıştırıcılar milli takımda başarılı oldu. Bu kadar başarılı Türk teknik direktör varken milli takımın başına neden yabancı teknik direktör aranıyor. Ancak karar Türkiye Futbol Federasyonu'nundur. Türkiye'de hangi Türk hocanın milli takımın başına geçmesi konusunda yorum yapamam'' diye konuştu.
13 Kasım 2009 Cuma
G.Saray Aldığı Derbiyi Nasıl Verdi?

Ronaldo'dan Müjde

10 Kasım 2009 Salı
Enke Vefat etti
Bir dönem Fenerbahçe forması da giyen; Almanya Milli Takımı ve Hannover 96 takımının kalecisi Robert Enke'nin, trenin çarpması sonucu öldüğü bildirildi.Alman polisinden yapılan açıklamada, Hannover 96 takımının milli kalecisi 32 yaşındaki Robert Enke'nin, bu akşam bir trenin çarpması sonucu öldüğü belirtilirken, polisin ilk belirlemelerine göre olayın intihar olduğu kaydedildi.
Hannover 96 Kulübü Başkanı Martin Kind de Enke'nin öldüğü haberini doğrulayarak, kalecilerinin son zamanlarda durumunun iyi olmadığını söyledi.

